En İyi Uzay Filmleri

İnsanlık tarihi boyunca, uzaya hep ilgi ve merakla yaklaşılıyor. Her yeni uygarlık, ortaya farklı teoriler koyuyor, uzayın sonsuz yapısını anlamaya çalışıyor. Günümüzde hâlâ kat etmemiz gereken binlerce ışık yılı da olsa uzay hakkında artık çok daha fazla bilgimiz var. Fakat aynı yüzyıllardır yaptığımız gibi teoriler üretmeye bayılıyoruz. Bilim kurgu filmleri de aslında bu merak hissini dışarı yansıtmamızı sağlıyor, bizlere tercüman oluyor. İnsanlığın bilim kurguyla ilk tanışması ise 1902 yılına dayanıyor, çekilen ilk filmlerden olan Ay’a Seyahat çok büyük ilgi görüyor. Günümüzde ise gelişen teknolojiyle birlikte çok daha farklı senaryolar ve atmosferler oluşturma imkânımız var. Biz de uzayla ilgili kimi çok bilinen, kimi ise daha az popüler fakat hepsi birer yıldız olan uzay filmleri nelermiş, listeleyelim dedik.

Interstellar (Yıldızlararası)

Usta yönetmen Christopher Nolan’ı ne zaman ansak, işin ucundan harika bir bilim kurgu filmi çıkıyor. Inception’da bizi büyüleyen ve beynimizin sınırlarını zorlayan Nolan, Interstellar filminde buna devam ediyor. Interstellar, yeni keşfedilen bir solucan deliğiyle uzay yolculuğunun sınırlarını aşmak ve geniş mesafeleri fethetmek için görevlendirilen bir grup kâşifin maceralarını bize anlatıyor. Bu uzay gezginlerinin insani yanını da çok iyi anlatan film, Matthew McConaughey’in canlandırdığı karakter aracılığıyla baba-kız ilişkileri gibi duygusal durumları bize ustalıkla yansıtıyor.

Star Wars (Yıldız Savaşları)

Yılların eskitemediği bir seri olan Star Wars, uzun bir aradan sonra gelen üç filmiyle hayranlarından büyük tepki görmüştü. Jedi’lar ve Sith’ler olarak force (güç) kullanabilen iki grubun mücadelesini anlatan film serisinde birçok farklı hikâye ve karakter de bulunmakta. Çok fazla anlatmaya da gerek yok aslında ‘güç sizinle olsun’.

Star Trek (Uzay Yolu)

Bilim kurgu severler tarafından Star Wars’un en büyük rakibi olarak görülen seri ise Star Trek. Benzer dönemlerde çıkmış olmaları ve benzer konulara sahip olmalarıyla sürekli rekabete sokulan iki seri. İkisinin de bir nesli fazlasıyla etkilediğini söylemek gerek, üstelik bunu hâlâ başarıyorlar. Star Trek serisi birçok farklı filmden oluşsa ve sürekli karakterleri değişse de bizim en çok bildiğimiz versiyonları aslında Atılgan adlı uzay gemisinin kaptanı Kirk ve sadık tayfasından Mr. Spock ile Scotty’nin rol aldıkları.

2001: A Space Odyssey (2001: Uzay Macerası)

Aslında çoğu insanın izlemediği ama neredeyse herkesin haberdar olduğu harika bir film. İnsanlığın Ay’a ayak bastığı sene olan 1969’dan bir sene önce çekilmesi ise zamanının ne kadar ötesinde olduğunu kanıtlamak için çok yeterli. Stanley Kubrick’in başyapıtlarından olan filme bugüne kadar binlerce gönderme yapıldı, bazılarımız o ünlü maymunlu sahneyi ve gökten düşen monoliti defalarca izledi. Filmi özet geçmek her ne kadar mümkün görünmese de deneyelim: A Space Odyssey, insanlığın Ay yüzeyinin altında gizemli bir nesne bulmasını ve süper bir bilgisayar olan HAL 9000 yardımıyla bu nesnenin kökenlerini araştırmasını anlatıyor. Bu efsane yapıt kesinlikle izlenmesi gereken kült film listelerinin ilk sıralarında yer alıyor.

Dune (Çöl Gezegeni)

Aslında bir bilim kurgu romanı serisi olan Dune, 1984 yılında ünlü yönetmen David Lynch’in ellerinde beyaz perdede hayat buluyor. Lynch, gelmiş geçmiş en iyi yönetmenler arasında sayılıyor, özellikle çektiği beyin yakan filmlerle ses getiriyor. Dune da aynı şekilde çoğu kişi tarafından dünyanın en iyi bilim kurgu serisi sayılıyor. Hâl böyle olunca Lynch’in çektiği Dune maalesef beklentilerin altında kalıyor. Yani film biraz hayran kurbanı oluyor. Yine de kesinlikle izlenmesi gereken filmlerden biri olduğunu belirtmek gerek, hatta şu an filmin yeni bir uyarlaması çekiliyor. Bu sefer yönetmen koltuğunda seneler sonra Blade Runner’ı hayata döndüren Denis Villeneuve oturuyor. Bu yıl içinde yayınlanacağı iddia edilen filmden hayranlar çok umutlu. Biz de karakterlerimiz galaksileri fethederken Tadım Kavrulmuş Ay Çekirdeği ile onlara destek olacağız!

Fantastic Planet (Vahşi Gezegen)

Listemize bu sefer bir animasyon ile devam ediyoruz, hem de eski bir animasyon filmi. Fantastic Planet, 1973 yapımı olmasına rağmen günümüzde kolaylıkla izlenebilen ve çok güçlü bir alt metni olan uzay filmleri arasında. Animasyon ise teknolojinin yetersiz kaldığı yerlerde insanlığın hayallerini beyaz perdeye aktarabilmesi için harika bir yol. Filmimizde Ygam gezegeninde yaşayan, teknolojik ve spiritüel açıdan bizden çok daha gelişmiş olan mavi insansılar (humanoid), kökleri Terra gezegenine yani Dünyamıza dayanan insan ırkını köleleştirip birer eğlence aracı haline getiriyor. Köle insanlara birer evcil hayvan muamelesi yapılıyor ve Draag adına sahip bu mavi uzaylıların çocukları için oyuncak oluyor. Kaçmayı başaran birkaç insan ise sürekli saklanarak yaşamak zorunda kalıyor. Fakat küçük düşürülen ırkımızın kurtulmak için bazı planları da var, biz daha çok spoiler vermeden siz bu fantastik filmi izlemeye başlayın.

Uzay filmleri de bağımsız takılır: High Life

Vampir rolleriyle tanıdığımız Robert Pattinson son yıllarda çok farklı tarzda filmlerde oynayarak bizi etkilemeye devam ediyor. Sanat filmlerinde son yılların aranan oyuncuları arasında oldu diyebiliriz. High Life da bilim kurgu ile bağımsız sanatın birleşimiyle yapılmış filmlerden birisi. Filmde bir uzay gemisi mürettebatı arasında gerçekleşen olayları izliyoruz, bu sahnelerde filmin konusu biraz daha gerilime kayıyor diyebiliriz. Fakat aslında filmde, Güneş Sistemi’nin dış bölgelerine yapılan bir görevden hayatta kalan son kişiler olan ana karakterimiz Monte ve kızının bir karadeliğin hiçliğine doğru ilerlerken verdiği mücadeleyi izliyoruz. Bu sırada da Monte’nin flashback’leriyle olayların nasıl bu şekilde geliştiğini öğreniyoruz.

Gravity (Yerçekimi)

Oscar sahibi Roma’nın yönetmeni Alfonso Cuaron’un en bilinen filmlerinden olan Gravity, iki büyük yıldızı bir araya getiriyor. Yıldız derken oyunculardan bahsediyoruz yanlış anlamayın 🙂 Filmin tek oyuncuları olan Sandra Bullock ve George Clooney, 90 dakika boyunca harika bir performans sergiliyor diyebiliriz. Filmde sıradan bir uzay yürüyüşünde felaketi yaşayan iki bilim insanının hikâyesi anlatılıyor. Bu iki bilim insanı uzayın boşluğunda süzülürken, korku paniğe dönüşüyor, oksijenler azalıyor. Kim bilir belki de eve dönmenin tek yolu uzayın korkunç boşluğunda daha da uzaklaşmak olabilir.

Moon (Ay)

Moon bahsettiğimiz uzay filmleri arasında göre biraz daha bağımsız kalıyor. Film bir üretim istasyonunda geçmesine rağmen onu etkileyici kılan asıl unsur psikolojik gerilim ve gizem ögeleri. Filmimizin baş kahramanı Sam Bell, Ay’daki bir üretim tesisinde çalışıyor ve üç yıllık sözleşmesinin bitmesine sadece üç hafta kalmış. Sam evine dönme endişesi yaşarken ona eşlik eden tek şey asistanı ve bilgisayarı GERTY. Ancak kahramanımız bir kaza geçiriyor ve uyandığında yalnız olmadığını fark ediyor.

Event Horizon (Ufuk Faciası)

Bu seferki uzay filmimiz 90’lardan geliyor. O dönem aslında bilim kurgu filmlerinin yoğun olarak üretildiği yıllardı, fakat filmlerin bir kısmı dönemin en iyi bilim kurgu filmi sayılan Matrix’in gerisinde kalıp unutuldu. Event Horizon da bu filmlerden diyebiliriz. Filmimiz 2047 senesinde geçiyor ve bundan yedi yıl önce kaybolan ‘Event Horizon’ adlı uzay gemisini bulmak için göreve çıkan bir grup astronotu konu alıyor. Fakat grup gemiyi bulduğunda, kaybolmasının arkasındaki gerçeği ve daha da korkunç bir şeyi fark ediyor.

Contact (Mesaj)

Yine 97 senesinde çıkan ve Matrix’in ışığından pek fark edilmeyen bir film. Contact uzaya ve bilime yıllarını adamış, insanlık tarihinin en sempatik bilim insanlarından Carl Sagan’ın romanından uyarlanmış bir film. Contact’ın baş karakterini ise 90’ların en güzel ve ünlü aktörlerinden Jodie Foster canlandırıyor. Bir bilim insanını oynayan Foster, uzaydan gelen sinyallerin dinlendiği bir ekipte çalışıyor ve bir işaret bulmanın hayaliyle yanıp tutuşuyor. Kahramanımız gelişen olaylarla birlikte inançları ve gerçeklik arasında büyük bir kafa karışıklığı yaşıyor ve büyük kararlar almak zorunda kalıyor. Contact hem iç ısıtan hem öğreten hem de kafa yoran bir film diyebiliriz.

Ad Astra (Yıldızlara Doğru)

Sizin için seçtiğimiz son film yakın bir tarih olan 2019 yılından. Bir astronot olan Roy Mcbride’ın hikâyesini ele alan Ad Astra’nın başrolünde Brad Pitt var. Yakın gelecek hem umutların hem de zorlukların insanlığı yıldızların ötesine bakmaya ittiği bir zaman. Gizemli bir fenomen, Dünya’daki yaşamı yok etmek için tehdit oluştururken, Roy McBride bilinmeyeni aramak için cesurca boşluk ve sessizlikle yüzleşiyor. On yıllar önce gerçekleşen kayıp bir keşif gezisinin gerçeğini ortaya çıkarmak için uzayın enginliğinde çok tehlikeli bir göreve çıkan McBride aynı zamanda kaybolan babasının da izini sürüyor.

İnsanlar geleceği ve yıldızları hayal ettikçe, evrenle ve onun sonsuzluğuyla ilgili uzay filmleri de yapılmaya devam edecek. Biz bu filmleri bıkmadan izleyeceğiz, bu sırada tükettiğimiz çekirdekler de galaksiyi fethedecek!