Satranç Boksundan Parmak Güreşine: İlginç Spor Dalları

Her spor olimpiyatlara girecek diye bir şey yok değil mi? Farklı bir eğlence arayışından, meraktan ya da belki de sadece can sıkıntısından doğup fenomene dönüşen ve kendi alternatif şampiyonalarını yaratan pek çok spor dalı da var. Resmen spor sayılmasalar da kendi kuralları, fanları, ödülleri mevcut. Kesin olan bir şey de var ki, eğlence vadediyorlar! Gelin o zaman muhtemelen daha önce duymadığınız, tuhaf, sıra dışı ama kesinlikle denemeye değer ilginç spor dalları nelermiş bir bakalım… Ama önce kendi ödülümüzü hazırlayalım, mesela Tadım Fındıklı Bar alalım ve başlayalım!

Zorbing

Çizgi filmlerde gördüklerimiz bu sporla gerçek oluyor! İlk olarak 1994 yılında Yeni Zelanda’da oynanan Zorbing, devasa bir plastik topun içine girip bağlantılarla sabitlendikten sonra yamaçtan aşağı yuvarlanmanıza dayanıyor. Aynı zamanda su üstünde yapılabilen bir versiyonu da bulunuyor. 

Zorbing, Guinness Rekorlar Kitabı’na da adını yazdırmış. En uzun yuvarlanma mesafesi 2015’te 570 metreyle Steven Camp tarafından kaydedilmiş. En hızlı 100 metre 2019 yılında 23.21 saniyeyle James Duggan tarafından aşılmış. En hızlı yuvarlanma rekoru ise saatte 52 kilometreyle Rebecca Mazonson tarafından kırılmış.

Her şeyden biraz: Bossaball

Şimdi size ortaya karışık bir spor dalı sunuyoruz, üstelik tam anlamıyla bir takım sporu! İspanya’da ortaya çıkan Bossaball, dörder kişiden oluşan iki takım arasında voleybol, futbol ve jimnastik unsurlarını müzik ve dansla bir araya getirerek oynanıyor. Zaten ‘Bossa’ kelimesi de Brezilya’ya özgü samba ve caz karışımı bir müzik türü olan Bossa Nova’dan geliyor.

Oyun içinse voleybol filesine benzeyen bir ağın iki tarafına büyük birer trambolin kuruluyor. Bunun üzerinde sıçrayan oyuncular voleybol, futbol ve Latin danslarının karışımından oluşan hareketlerle topu karşı tarafa gönderiyor. Topun sizin alanınızda yere değmesi size puan kaybettiriyor. 21 puana ulaşan seti kazanıyor, maç ise genelde üç set sürüyor. Voleybol ve futbol atışlarında kurallara uyulup uyulmadığını kontrol eden hakemler olduğu kadar samba hakemleri de bulunuyor! Bir de sürpriz: 2005’ten bu yana düzenlenen toplam yedi Bossaball turnuvalarından biri de Türkiye’de (2009) yapıldı…

Bataklık dalışı

Evet, yanlış duymadınız! Birileri spor olsun diye bataklığa da giriyor. İngiltere’de ortaya çıkan bu sporda şnorkel, deniz gözlüğü ve palet kullanan yarışmacılar birbirini takip eden 55 metre uzunluğundaki iki bataklık parkurunu mümkün olan en kısa sürede tamamlamaya çalışıyor. Bir bit yeniği daha var ama: Klasik yüzme tekniklerinin yasak olduğu bu yarışmada, sadece ayaklarınızı kullanıp paletlerinizin gücüne güveniyorsunuz. Galler’in Llanwrtyd Wells kasabasında her yıl düzenlenen geleneksel turnuvada şimdilik rekor 1 dakika 18.81 saniyeyle Neil Rutter’a ait.

Hayat müşterektir: Eş taşıma

“Başımın üstünde yerin var”, “Sevgilim beni taşıyabilecek karakterde olmalı” şeklindeki kalıplar burada adeta vücut buluyor! Finlandiya’da doğan bu spor, özel olarak düzenlenmiş engelli bir parkur boyunca bir erkeğin eşini sırtında taşımasına ve en kısa sürede yarışı tamamlamasına dayanıyor. 250 metrelik parkurun bir kısmı su içinde geçiyor.

Marjinallikten çıkıp genel kabul görmesiyle 1992 yılından bu yana her yıl Sonkajärvi’de Dünya Eş Taşıma Şampiyonası düzenleniyor. Taşınacak eşin en az 49 kilo olması, sadece bir kayış ve kask kullanımına izin verilmesi gibi kriterlerin geçerli olduğu şampiyonanın yazılı kurallarından biri de şöyle: Tüm katılımcılar eğlenmeli! Yarışmayı kazanan kişiye eşinin ağırlığı kadar bira hediye ediliyor ama en çok eğlenen ya da en iyi kostümle yarışan çiftler de ödüllendiriliyor.

Spor dalları arasında en ciddisi: Satranç boksu

Adından da anlaşılacağı üzere bu spor, satranç ve boksu birleştiriyor. Yani fiziksel güç ve dayanıklılığın yanı sıra zekâ ve strateji de yarışıyor. Fransız çizgi roman sanatçısı Enki Bilal’in icat ettiği, Hollandalı performans sanatçısı Iepe Rubingh’in sahneye koyduğu bu karma atraksiyon o kadar benimsendi ki dünyanın dört bir yanında spor olarak kabul edilmeye başlandı. Hatta Almanya’da 2003’te kurulan Dünya Satranç Boksu Organizasyonu (World Chess Boxing Organization-WCBO) çatısı altında her yıl bir şampiyona düzenleniyor. 

Oyuna gelirsek: Boks ve satranç rauntlarının birbirini takip ettiği müsabakada, ringdeki mücadele bitince yaklaşık bir dakikalık molanın ardından satranç tahtasının başına oturuluyor. Altı raunt satranç ve beş raunt boks olmak üzere toplam 11 raunt oynanıyor. Satranç rauntları dört, boks rauntları ise üç dakika sürüyor. Zafer ise iki farklı şekilde elde edilebiliyor: Ya boks ringindeyken rakibinizi nakavt edeceksiniz ya da satranç tahtasında şah mat edeceksiniz! Ancak satranç raundunda sürenin aşılması halinde de oyunu kaybedersiniz. Satranç mücadelesi berabere sonuçlanırsa da boksta daha yüksek puan almış olan kişi galip gelir.  

Ayak güreşi

Var olan hiçbir spor dalında yetenek sergileyememekten yakınan dört arkadaşın 1974 yılında İngiltere’de Staffordshire’da bir barda içki içerken ortaya attığı fikirle bu spor doğuyor. 

Ayak güreşi, bildiğimiz bilek güreşinin ayak baş parmaklarıyla yapılan bir versiyonu. Oyunda ayak baş parmaklarını birbirine kenetliyor ve rakibin parmağını en az üç saniye boyunca hapsetmeye çalışıyorsunuz. Önce sağ ayakla başlayan yarışma, sonra solla devam ediyor ve toplam üç raunt yapılıyor, bunlardan ikisini kazanan galibiyeti elde ediyor. Olimpiyat komitesi bunun resmi bir spor olması konusunda defalarca yapılan başvuruları geri çevirse de ayak güreşi tutkunları her yıl bu sporun doğduğu barda bir araya gelip bir şampiyona düzenliyor.

İlginç spor dalları arasında en yaygın olanı: Deve kuşu yarışı

Kuş familyasının uçamayan ancak en hızlı koşan türü olan deve kuşlarının bu özelliğini yarış için kullanma fikri Afrika’da ortaya çıkmış. Uygulama tanıdık: Deve kuşlarının üzerine oturuyor ve parkuru ilk sırada tamamlamaya çalışıyorsunuz. Tabii deve kuşlarının saatte 70 kilometreye ulaştığını da unutmamak lazım! Her ne kadar fikir Afrika’dan çıksa da deve kuşu yarışları ABD’de bir hayli popüler bulunuyor. Pek çok eyalette, farklı kentlerde şampiyonalar düzenleniyor. 

Tokatlama yarışması

Fight Club filminden fazlasıyla etkilenmiş görünen, sert Rusya havasına da uyum sağlayan erkeklerin her yıl birbirine tokat atmak için bir yarışma düzenlediğini de gördük! Sibirya’da yapılan ve sadece birkaç yıllık geçmişi olan şampiyonada kurallar da basit: İki rakip bir masada karşılıklı yerlerini alıyorlar ve sırayla birbirlerini tokatlıyorlar. Kulak bölgesine vurmak ve yumruk atmak yasak kabul ediliyor. En hızlı tokadı atan, rakibine en fazla direnen kazanıyor. Para ödüllü bu yarışma boyunca sağlık ekiplerinin hazırda beklediğini söylemeye gerek yok herhalde!

Peynir yuvarlama: Nimetle oyun oluyor!

İlginç spor dalları deyince İngiltere’nin tartışmasız üstünlüğünü kabul ettirecek bir madde daha. Gloucester kenti yakınlarında Cooper’s Hill’de her yıl düzenlenen geleneksel festival kapsamında bir de peynir yuvarlama yarışı yapılıyor. Çok eski bir gelenek olan peynir yuvarlamanın, kıştan sonra yeni yılın doğuşunu temsil etmek için yanan çalı yığınlarının tepeden aşağı yuvarlandığı pagan geleneğine dayandığı düşünülüyor.

Yarış için yaklaşık 3-4 kilogram ağırlığında olan yuvarlak bir kalıptaki Double Gloucester peyniri 200 metrelik tepeden aşağıya yuvarlanıyor. Katılımcılar, yolda peynire yetişmeye hatta onu geçmeye çalışıyor. Kulağa kolay gelse de peynir kalıbının saatte 110 kilometre hıza ulaşması, yarışmacıların çoğu kez yere kapaklanmasına neden oluyor.

Gördüğünüz gibi oyunsuz olmuyor! Siz de tuhaflığın sınırlarını zorlayan bu birbirinden ilginç spor dalları arasından aklınıza yatanı isterseniz bulduğunuz ilk fırsatta deneyin, isterseniz sadece seyirci kalın. Her koşulda keyif alacağınız bu anlarda da yanınızdan Tadım Yer Fıstıklı Bar’ınızı eksik etmeyin!