En İyi Feminist Filmler

Sinemada kadının temsili, diğer tüm alanlarda olduğu gibi eksik kalıyor. Ana kahramanı erkek olan, ataerkil kültür etrafında şekillenen birçok film izlemişizdir. Ancak odak noktası kadın olan, sinemadaki kadın temsilini öne çıkaran, kadınların mücadelesini işleyen feminist filmler de var.

Kadınların kurgusal eserlerdeki temsilini ölçen Bechdel testinden de geçiyor bu filmler hatta. Bir filmin bu testten geçmesi için:

  • Filmde en az iki kadın karakter olmalı,
  • Bu iki karakter birbiriyle konuşmalı,
  • Sohbet konuları erkeklerden bağımsız olmalıdır.

Feminist filmler başlığı altında inceleyebileceğimiz bu yapımlardan birkaç öneri yapalım dedik.

Little Women – Küçük Kadınlar – 1994

Babaları Amerikan Sivil Savaşı’nda çarpışırken anneleri ile birlikte zor zamanlar geçiren dört kız kardeşin mücadelesini izliyoruz bu filmde. Birbirinden farklı karakterlere ve farklı hayallere sahip Meg, Jo, Beth ve Amy March henüz büyüme çağında savaşın getirdiği ekonomik ve duygusal zorluklarla başa çıkmak zorundadır. Meg şaşaalı bir hayat hayalini kurarken, Jo ünlü bir yazar olmak ister. Beth piyano yeteneğini kullanarak hayata tutunmak ister, Amy ise doğru insanı bulup evlenmenin hayalini kurar.

Film boyunca başlarından geçen her trajedide birbirlerine daha sıkı bağlanan küçük ailenin öyküsü, Louisa May Alcott’un aynı adlı romanından uyarlanmış.

Portrait de la Jeune Fille en Feu – Alev Almış Bir Genç Kızın Portresi – 2019

Film iki genç kızın yaşadığı aşk hikâyesine odaklanıyor. Aristokrat bir ailenin kızı olan Héloise’in henüz tanışmadığı müstakbel eşi için portresinin çizilmesi istenir fakat o buna karşı çıkar. Bu nedenle genç bir ressam olan Marianne, Héloise’in portresini çizmek için ondan habersiz işe alınır. Portre çalışmalarını gizli gerçekleştirmek durumunda olan Marianne, Héloise’nin yüzünü daha iyi tanımak ve görmek için onunla uzun yürüyüşlere çıkar.

Bu yürüyüşler sırasında yakınlaşan iki genç kadının öyküsünün yanı sıra 18. yüzyıl Fransa’sındaki değer yargıları, günlük yaşam pratikleri ve kadına bakışın da detaylıca verildiği bu yapım en iyi feminist filmler arasında yer alıyor.  

Fried Green Tomatoes (Kızarmış Yeşil Domatesler)

Bu ikonik film, Fannie Flagg’in 1987’de yayınlanan ‘Whistle Stop Kafe’de Kızarmış Yeşil Domatesler’ (Fried Green Tomatoes at the Whistle Stop Cafe) adlı kitabından uyarlandı.

Filmde, evliliği çok da iyi gitmeyen Evelyn, eşinin teyzesini ziyaret için gittiği huzurevinde tatlı bir kadın olan Ninny ile tanışır. Artık sürekli bir hal alan bu ziyaretler sırasında Ninny, Evelyn’e gençliğinde tanık olduğu dostluğun öyküsünü anlatmaya başlar. Bu öyküden ilham alan Evelyn kendi hayatındaki eksiklikleri gidermeye çalışır, kendi işini kurar. Öz güveni yükselmiş bir kadın olarak eşinin karşısına çıkar ve evlilikleri başka bir yola evrilir. Evelyn’in ve ona destek veren Ninny’nin sıcak  öyküsünü Tadım Karışık Kuruyemiş Karnaval ile lezzetlendirmeye ne dersiniz?

Suffragette (Diren: Zamanı Geldi)

“Eğer kanunlarına saygı duymamızı istiyorlarsa, saygı duyulabilir kanun yapmaları gerekiyor.”

Kadının geri plana atılmışlığını, üzerine yüklenen evcimen sıfatını kaldıran bir film olan Süfrajet, bir kadının kendine biçilmiş hayata karşı verdiği mücadeleye odaklanıyor. Kendini bildi bileli bir çamaşırhanede işçi olan Maud Watts, tüm gün zorlu şartlar altında çalışmaktadır. Bir gün tesadüfen içine düştüğü bir eylem hayatını, kadınlığını ve kadınlığına bakışını sorgulamaya iter. Kadınların oy hakkını savunan süfrajet kavramıyla tanışan Maud, başlarda temkinli yaklaşsa da zamanla sesini çıkardığı ve yapılan haksızlıklara boyun eğmediği için kendini daha güçlü hisseder.

Diğer kadınlarla birlikte hareket etmenin etkisini gördükçe Maud’un içinden güçlü bir kadının çıktığını gördüğümüz bu film, tarihin ilk feminist hareketlerinden biri sayılan Süfrajet’i de hakkıyla anlatıyor.

Todo Sobre Mi Madre (Annem Hakkında Her Şey)

Her filminde kadınları odak noktasına yerleştiren Pedro Almodovar’ın bu filminde, bekâr bir anne olarak Madrid’de yaşayan Manuela ve oğlu Esteban’ın yaşadıklarına tanık oluyoruz.

Genç Esteban bir kazada ölünce annesi onun yanından ayırmadığı not defterini okumaya başlıyor. Böylece yazar olmayı ve babasını tanımayı isteyen Esteban için bir yolculuğa çıkıyor. Manuela’nın bu yolculukta yaşadığı aşklar ve acılar, edindiği dostluklar ve tanıştığı karakterler seyirciyi ekrana kilitliyor.

Feminist filmler arasında sayabileceğimiz bu yapım En İyi Yabancı Film Oscar’ına da layık görüldü. 

Getir
İste Gelsin
Sanal Market
Banabi