Denge ve Mutluluğu Öğütleyen 12 Hayat Felsefesi

Sonbahar geldi ve hayat tempomuz da hızlı bir yükselişe geçti. Tatillerin bitmesi, okulların açılması, işlerin yoğunlaşması derken günler adeta ellerimizden kayıp gidiyormuş gibi hissediyoruz. Bazen kendimizi tüm bu koşuşturma içinde “Nasıl daha sakin, mutlu, iyi kalabilirim?” diye düşünürken bulduğumuz da oluyor. Fakat hiç merak etmeyin, çözümlerle geldik! Bizim için farklı planları olan, sürprizler yapmaya bayılan hayata uyum sağlama zamanı. “Nasıl olacak?” diyor olabilirsiniz. O zaman lafı fazla uzatmıyoruz. Haydi gelin dengeyi yakalamayı ve mutluluğa ulaşmayı öğütleyen hayat felsefesi listemize göz atalım!

Wabi Sabi

Kusurların içindeki güzelliği görmek.

Japonların en değerli felsefelerinden birisidir Wabi Sabi. Her ne kadar Japonca olsa da farklı kültürlerde benzer karşılıkları bulunan, temeli aynı düşünceye dayanan bir felsefedir. Wabi Sabi hayat felsefesi, güzeli mükemmelde aramamak gerektiğini savunur. Çünkü mükemmellik mümkün değildir. ‘Mükemmel’ olmak uğruna elbet bir kusur bulunacaktır. Bu yüzden hayatta da her zaman mükemmel olmaya çalışmamamızı, sahip olduklarımızın kıymetini bilmemiz gerektiğini söyler. Kusur, gözümüzün önündeki bir perde gibidir. Hafif bir aralamayla dahi içindeki güzelliği görmek mümkündür.

Lagom

Ne daha azı ne de daha çoğu… Her şey kararında güzeldir.

İskandinavlardan armağan bir hayat felsefesi, Lagom. Özü ise ‘denge’. Yani hayatın hangi aşamasında, hangi konu için olursa olsun ne daha azına razı olmalıyız ne de daha çoğunu istemeliyiz. Sevdiğimiz, keyif aldığımız şeyleri yapmalı; hoşumuza gitmeyenden kaçınmalı, fakat bunları yaparken aşırıya kaçmamalıyız. Zira mutluluk dengede gizlidir.

Hygge

Ruh, sıcak ve samimi enerjilerde mutludur.

Hygge, listemizde belki de adını en çok duymuş olabileceğiniz hayat felsefesidir. Hygge, yaşadığımız ortamları sıcak ve samimi kılmamızı söyler. Hayatı biraz daha yavaş ve her anından keyif alarak yaşamımızı öğütler. Sevgiyi sadece insanla değil; doğayla, hayvanlarla, müzikle, yemekle, kısacası her şeyle paylaşmamız gerekir. Sevgi ve mutluluk paylaştıkça büyür ve ruh sevginin sıcaklığıyla ışıldar.

Fika

Hayata ufak bir ‘kahve’ molası vermeli.

Fika, az önce bahsetmiş olduğumuz Lagom hayat felsefesi ile bağlantılı olarak düşünülebilir. Zira hayatta her şeyi kararında yapmayı öğütleyen Lagom’u ‘kahve’ molaları ile destekler. Şaka yapıyoruz sanılmasın. Fika, İsveççede ‘kahve’ anlamına geliyor. Ancak daha önceleri molayı ifade etmek için kullanıldığı düşünülüyor. Tabii ki günlük hayatta daha derin bir karşılığı da var. Hayatta ufak molalar almamız, sosyalleşmemiz, robot değil de birer insan olduğumuzu hatırlamamız gerektiğini bize öğütleyen Fika’ya uyum sağlarken kahvelerinizin yanına bir de Tadım Çiğ Karışık Kuruyemiş Naturel’i alın deriz! E sonuçta hayat felsefelerini sevdiğimiz lezzetlerle uygulamayacaksak okumamızın ne manası var değil mi? 😊

Sisu

Fiziksel ve zihinsel kapasitenin sınırında, zihinsel dayanıklılığın ikinci rüzgârı yatar.

Finlandiya’dan bir hayat felsefesi ile geldik bu sefer. Sisu, kelime anlamıyla ‘tarifi olamayacak bir gücü’ temsil eder. Bu güç neredeyse mistiktir, sihirlidir. Ruhun ve bedenin, hayatın içerisinde bin bir zorlukla sınandığını ancak bu zorlukları aşabilecek gücün kişinin içinde olduğunu ifade eder Sisu. Yaşama saygılı olduğunuzda, iyi veya kötü yaşananları göğüslediğinizde bir eşikten geçersiniz. Sisu, tam da bu eşikte “Tükendim” dediğiniz yerde sizi bekler. İçinizde parlar ve devam edebilmeniz için ikinci bir güç rüzgârı savurur. Kısacası Sisu, pes etmemeyi ve hayata saygılı olmayı öğütler.

Wu Wei

Hiçbir şeyi gereğinden fazla zorlamamalı, akışta kalarak adım atılacak zamanı bilmeli.

Wu Wei, hayatı kendi kendimize zorlaştırdığımızı hatırlatan bir felsefe. Olacak olan her şey elbet bir şekilde gerçekleşecek. İyi veya kötü etkileri olacak. Biz her ne kadar yaşanmaması veya tam tersine yaşanması için çabalasak da akışta var olması gerektiği şekliyle gerçekleşecek. Bu yüzden Wu Wei, hiçbir şeyi olsun veya olmasın diye zorlamadan, akışta kalmanın değerini bilmek gerektiğini söyler. Kafalar karışmasın; Wu Wei bize “Adım atmayın!” demez. Bu adımı atacak doğru zamanı bilip ona göre hareket etmemiz gerektiğini öğütler. Egolardan, uçsuz bucaksız arzulardan, en iyisi ve mükemmeli olmaya çalışmaktan vazgeçmeyi; en yalın ve sade halimizle akışta süzülmemizi tavsiye eder.

Ikigai

Yaş alırken genç kalmalı.

Uzun süre yaşamanın ve genç kalmanın sanatı olarak görülür Ikigai. Bu sırrın ‘yaşamın anlamını bulmak’ olduğunu ifade eder. Zaten Ikigai’nin de kelime olarak karşılığı ‘yaşamın anlamı’dır. Yapmak istediğiniz işi, neleri sevdiğinizi, tutkularınızı, kısacası sizi siz yapan şeyleri keşfettiğinizde bir nevi hayatınızın anlamına da ulaşacağınızı söyler. Mutlu yaşamın sırrını öğrendiğimize göre, kendimize nasıl daha iyi bakabileceğimize dair bir ipucu da biz verelim isteriz: Sağlıklı ve dengeli beslenmek! Söz konusu sağlıklı beslenme olunca da kuruyemişler parlayan yıldızlardır. Hayat amacınızı bulmak elbette özveri ve zaman gerektirir. Ancak söz konusu sağlıklı beslenme olunca Tadım Çiğ Kuruyemişler lezzetin ve sağlığın sırrını yanı başınıza getirir. Üstelik sırlarımızı anlattığımız bir Instagram hesabımız da var: tadimlakendineiyibak!

Apprivoise

Küçük bir gönül bağı, kocaman duvarları yıkar.

‘Apprivoise’ Fransızca kökenli bir kelime. Aslında Türkçe karşılığı tam olarak yok. Ancak kelimeyi en basit haliyle ‘bağ’ olarak tanımlayabiliriz. Bu felsefe, hayatta görünen ve görünmeyen şeylere karşı duyduğumuz bağ ile ilgili. Herhangi bir şeyin bizim açımızdan önem teşkil edebilmesi için ona karşı bir bağlılık duymamız gerektiğini söylüyor. Mutlu olmanın aslında küçücük bağlarla da mümkün olabildiğini göstermeye çalışıyor. İnsanla, doğayla hatta nesneyle bile kurulan bir bağın, kendimize dahi ördüğümüz kocaman duvarları yıkmak için yeterli olduğunu savunuyor.

Guyub

Kolektifin gücü ve samimiyeti; bireysel mutluluğun kapısını aralar.

Endonezya’daki Cava yerlilerine göre kolektif her şeydir. Mutluluk, yemek, yaşam paylaşıldıkça büyür. Aslında bu çok doğru bir düşünce. Bir topluluğa ait hissetmek, korunduğunu bilmek, samimi duygularla kucaklanmak bireye özgüven verir. Toplumda değerli olan bireyin kendine duyduğu sevgi de artar. Herhangi bir sıkıntısı olduğunda bunu kolektifle paylaşabileceğini bilir, rahatlar. “Cava gibi bir topluluğa mensup değilsek Guyub’u nasıl hayat felsefesi olarak alacağız?” diyebilirsiniz. Aslında hepimizin dahil olduğu kolektifler var. Ailemiz, arkadaş gruplarımız, mesaimizi paylaştığımız kişiler… Önemli olan kolektife uyum sağlamak ve topluluk bilinciyle yaşamak. Yani bireysellik ve bencillikten uzaklaşmak. Bu sayede mutluluğu paylaşabilir, hayatı festival tadında yaşayabiliriz. Tıpkı  Tadım Karışık Kuruyemiş Festival paketi gibi! 😊

Ichigo Ichie

Ömür boyunca her an sadece bir kere yaşanır.

Bazı anların her ne kadar tekrarı varmış gibi gelse de aslında yoktur. Monotonlukta bile aynı eylemler farklı şekillerde gerçekleşir. Zaman, hava, duygular değişir. İşte Ichigo Ichie hayat felsefesi de tam olarak bunun altını çiziyor. Kelime anlamıyla bize her şeyin ‘tek seferlik’ ve ‘tek bir anlık’ yaşandığını söylüyor. Düşününce kulağa oldukça acımasız gelen bu felsefe; günlük hayatta uğraşlarımızla, sosyal medyayla, geçmiş ve geleceğin hülyalarıyla ya da herhangi başka bir sebeple bulunduğumuz anın kıymetini bilmediğimizde o anı sonsuza kadar kaybettiğimizi söylüyor. Anda kalmayı öğütleyen diğer birçok felsefe gibi akışta olmak bizi kesinlikle daha mutlu hissettirecektir.

Kintsugi

Acı veya mutluluk verici… Yaşanmış olan her şey güzeldir.

Şimdi size soruyoruz: Bir vazo, kenarından kırıldığında güzelliğinden de kırılır mı? Belki aranızda ‘evet’ diyenler olacaktır. O halde sorumuzu biraz daha hayata entegre edelim. Üzüldüğümüzde veya kırıldığımızda güzelliğimizi yitirir miyiz? Yoksa yaşanmışlıkların verdiği olgunlukla, yaralarımızı yavaş yavaş sararak farklı bir güzelliğe mi bürünürüz? Kintsugi, yaşanmışlıklara karşı saygılı olmayı öğütler. Mühim olan ‘mükemmellik’ değildir. Kendimizi hatalarımızla, kusurlarımızla kabul edip öz sevgiyi ve saygıyı yakalayabilmektir. Kintsugi aynı zamanda maddesel bir sanatı da ifade eder. Bu sanatta insanlar çeşitli nesneleri (vazolar, biblolar vb.) kırıldıkları yerlerden birleştirip, birleşim yerleri altın gibi göz alıcı renklere boyarlar. Bu nesneler, yepyeni olan birçok eşyadan daha kıymetli görülür. Çünkü onlar yaşanmışlıklarla süslenmiş klasiklerdir. Tıpkı yıllardır her anı paylaştığımız Tadım Kuruyemiş Klasik gibi.

Yuugen

Dünyanın en güzel hazineleri, bakmayı öğrenince gözükür.

Yuugen bir Japon öğüdü. Felsefenin temeli, Japonların güzellik anlayışına dayanır. Bu anlayışa göre ‘Wabi’, ‘Sabi’ ve ‘Yuugen’ olarak sıralayabileceğimiz üç temel estetik kavramı vardır. Wabi, geçici ve son derece çekici olanı; Sabi, yavaşlığın ve yaş almışlığın getirdiği güzelliği; Yuugen ise görünmeyenin, bilinmeyenin verdiği güzelliği temsil eder. Yuugen’e göre yaşamın güzelliği, büyük resmin içindeki küçük detayları fark ettiğimizde ortaya çıkar. Yani yolda yürürken kaldırımda açan çiçeği, bulutların arasında kaybolan kuşu, bir insanın yaş çizgisindeki anıları fark edebildiğimizde, hayat bize hiç hissetmediğimiz kadar mutluluk vermeye başlayacaktır. Umarız bir gün hepimiz görülmeyeni görebilme yetisine erişebiliriz.

Farklı ülkelerin, kültürlerin hayat felsefelerine baktığınızda dikkatinizi çeken bir şeyler oldu mu? Mesela hepsinin temelinde ‘insan olmak’ yatıyor. Yani bize mutluluğu ve denge yakalamayı öğütleyen her hayat felsefesi aslında bize ‘insan’ olmayı hatırlatmaya çalışıyor. Umuyoruz ki bu yazımız denge ve mutluluğu bulma konusunda size de yardımcı olur. Ancak felsefelerin yanında ufak bir destek isterseniz Tadım ailesine her zaman bir tıkla ulaşabileceğinizi unutmayın! 😊