Leblebinin En Yakın Arkadaşı Boza Hakkında Bilmedikleriniz

Kışın gelmesiyle sıcak evlerimize ve rahat koltuklarımıza hepimiz yumulduk. Bu keyfin yanında da farklı lezzetleri arar olduk. Kışı geçirirken en çok tüketilen içeceklerden biri de geleneksel değerlerimizden boza. Yüzyıllar boyunca birçok kış atlatılmış, savaşlar verilmiş, barışlar yapılmış ama kültür mirasımız sayılan bu içecek hep ayakta kalmış. Lezzetli olmasının yanında sağlıklı ve güç veren bir içecek olmasıyla ise her alanda kullanılmış. Bu kültürün olmazsa olmazları neler peki? Leblebi ve tarçın! Biz de bu yazımızda size bu efsanevi içecek ve vazgeçilmez yancısı leblebi hakkında bilgiler vereceğiz, bir nebze kültür aktarımı yapacağız.

Yüzyıllar süren gelenek

İlk ortaya çıkışı belli olmasa da bu geleneksel lezzetin tarihinin sekiz-dokuz bin yıl öncesine dayandığı düşünülüyor. Doğduğu topraklar, bizim de çok aşina olduğumuz Mezopotamya toprakları. Mısır tarihte büyük bir liman olarak kullanıldığı için dağıtımının Ortadoğu’daki büyük şehirlerden yola çıkılarak zamanın denizcileri tarafından yapıldığı söyleniyor. Sonrasında Doğu Avrupa’ya kadar geniş bir coğrafyada bir kültür haline geliyor. Hatta Güney Rusya ve Orta Asya’nın belirli bölgelerine kadar bile ilerliyor. Anlayacağınız tek müdavimi biz değiliz bu faydalı içeceğin! Bizim tarihimizde de çok önemli bir yer tutan bu içecek altın çağını ise Osmanlı döneminde Anadolu topraklarında yaşıyor.

Dönemin en önemli mesleklerinden biri de bozacılık haline geliyor ve özellikle İstanbul’da yüzlerce bozahane açılıyor. Seyyar bozacılar ise kışın habercisi sayılıyor ve sokaklarda maniler söyleyerek satış yapıyorlar.

Boza içeriği nedeniyle eğer fazla mayalanırsa alkollü bir içecek haline gelir. Bu nedenle tarih boyunca birçok farklı şekilde servis edilmiştir. Osmanlı döneminde afyonlu dahi servis edilen içecek, dönem dönem gelen alkol ve tütün yasaklarından da nasibini alıyor.

Her alanda kültür mirası

Osmanlı döneminde bozahaneler aynı zamanda birer sosyalleşme alanıydı. Yerel halk bu mekânlarda bozasını tüketirken bir yandan da dönemin gündemini tartışırdı. Sadece yerel halk değil, askeriyede de sıkça tüketilen bir içecekti. Orduda bozacılar bulunur, askerlere beden kuvveti, tokluk hissi ve sıcaklık verdiği düşünülerek servis edilirdi. O dönemde bozacılık neredeyse kutsal bir meslek gibiydi.

Bu iç ısıtan lezzet bir yandan da uzun yıllar boyunca semt kültürlerine işledi. Ünlü bozacısıyla tanıdığımız Fatih’teki Vefa semti bunların en bilinenlerinden. 1867 yılında kurulan Vefa Bozacısı sadece adını aldığı içeceği satmak için açılan ilk dükkân oldu ve kısa sürede halkın ilgisini çekmeyi başardı. Kimi zaman önemli isimler, hatta Atatürk bile bu antik mekâna gelip yoğun meselelerinden uzaklaştı.

Semtlerimize şekil verdiği gibi edebiyat tarihimizde de sıkça karşımıza çıkar. Evliya Çelebi bu içecek konusunda birçok anekdot vermiştir. Seyahatnamesinde İstanbul’daki meşhur bozacıları sıralamış ve detaylı bir şekilde anlatmıştır. Modern tarihimizde ise Orhan Pamuk’un Kafamda Bir Tuhaflık Var kitabında bu kültür karşımıza çıkmaktadır. Yüzyıllardır süregelen bu gelenek hâlâ günlük yaşamımıza tesir etmektedir anlayacağınız.

Gelelim faydalarına

Boza sadece bir kültür unsuru değil aynı zamanda bir şifa aracı. Genelde ana maddesi darı olan bu içecekte mısır, çavdar, yulaf, buğday, pirinç gibi birçok zengin tahıl da kullanılır. Bağışıklık sistemini güçlendiren bu içecek, özellikle enfeksiyon hastalıklarının yoğun olduğu kış aylarında iyi bir alternatiftir. Şifa kaynağı lezzet, aynı zamanda iyi bir enerji ve kalsiyum deposudur, içerdiği süt sayesinde probiyotik etkileri de mevcuttur, kaslara ve kemiklere faydalıdır. Mide rahatsızlıkları ve hazımsızlığa iyi gelir, bu nedenle yoğun olan akşam öğünlerinden sonra içilmesi insanı rahatlatır.

Boza elbette tek başına çok lezzetli, fakat yancısı leblebiyle bu lezzeti iki katına çıkartmak mümkün. Hem boza hem de leblebi içerisinde bulundurdukları bol miktarda asitle bağırsakların toksinlerden arınmasına yardımcı olur. Geleneksel içeceğin tadına tat katan çifte kavrulmuş sarı leblebi, barındırdığı yüksek demir oranıyla kan hücrelerinin oluşumunu desteklerken, protein ise kas kütlesini korumakta yardımcı olur. Aynı boza gibi leblebi de bağışıklık sisteminin korunmasına yardımcı olur ve vücuttaki yorgunluğun azalmasında rol oynar. Siz de bu lezzetin yanında, çifte kavrulmuş sarı leblebi ya da tuzlu sarı leblebi gibi lezzetlerle faydayı iki katına çıkarmayı ihmal etmeyin.