Aşure Ayı Neden Önemli? Aşure Kültürünün Tarihçesi

Ülkemizde hicri takvime bağlı olarak aşure gününün denk geldiği tarih her sene farklılık gösterse de aşure ayının bizlere yaşattığı bolluk, bereket ve birlik hissi hep aynı kalıyor. Yılın aşure ayı zamanlarında büyük kazanlarda veya tencerelerde birbirinden farklı pek çok aşure tarifi pişiriliyor. Bu özel dönemde komşular birbirlerinin kapısını çalıp çeşitli kuruyemiş ve meyvelerle süsledikleri aşureleri ikram ediyor, misafirliklerde ayın yıldız tatlısı hep aşure oluyor. Bütün bir ay boyunca bu lezzetli tatlının enfes kokusunu içimize çekip mest oluyoruz. 🙂

Nuh’un gemisinden günümüze

Peki, nasıl oldu da yapımı diğer tatlı çeşitlerine göre bir hayli zahmetli olan ancak doyuruculuğu ve lezzetiyle öne çıkan bu tatlı geleneklerimiz arasına girdi? Aşurenin hikâyesiyle ilgili en çok öne çıkan rivayet şöyle: Allah’ın emirlerini kavmine tebliğ eden Hz. Nuh, bu emirlere itaat etmeyen ve kendisine zulmedenleri en sonunda Allah’a şikâyet eder. Allah, Hz. Nuh’a devasa bir gemi yapmasını ve tüm inananları gemiye bindirmesini emreder. Hz. Nuh hem inananları hem de her türden birer hayvanı gemiye alır ve Tanrı bunun ardından büyük tufanı yaşatır. Aylarca gemide kalan insanların yiyecekleri tükenmeye başlayınca; ellerinde kalan buğday, kuru fasulye, nohut, ceviz, kuru üzüm, fındık ve kuru kayısı gibi malzemeleri büyükçe bir kazanda kaynatarak pişirirler ve karınlarını doyururlar. İşte bu kazanda pişirilen çorbaya da “âşura” yani aşure adı verilir. “Âşura” kelimesi Arapça “10’uncu gün” anlamına geliyor. Bu rivayetin, muharrem ayının 10’uncu gününe rastlaması, tatlının adının aşure olmasını sağlıyor.

İlk yazılı kaynak: Seyahatname

17’nci yüzyılın en meşhur gezginlerinden Evliya Çelebi’nin Seyahatname isimli eseri, aşurenin yazılı olarak aktarıldığı ilk kaynak olarak biliniyor. Çelebi, eserinde aşureyi anlatırken “Mâh-ı Muharrem’de âşûrâ bişirüp fukaraya bezl ederler” diyerek, o dönemki aşure geleneğini resmediyor. Seyahatname’de Hz. Nuh’un gemisi ve muharrem ayında aşure pişirilip fakirlerle paylaşılması gibi aşureye dair tarihten beslenen hikâyelere yer veriliyor.

Pek çok kültürde yeri var

Ülkemizde aşure ayı döneminde sıklıkla pişirilen ve manevi değeri olan bu tatlı, aslında birçok farklı kültürde de özel anlamlara sahip. Alevi kültüründe aşure günü Kerbela Savaşı’nda Hz. Hüseyin’in öldürüldüğü günle ilişkilendiriliyor. Ermeni kültüründe “anuş-abur” (tatlı çorba) olarak adlandırılan aşure, Noel gününün akşamları ikram ediliyor, Rumlar ise “koliva” adını verdikleri ve nohut gibi bakliyatları eklemeden hazırladıkları bu tatlıyı kilise kapılarında dağıtıyor.

Aşure günü ne zaman diye soranlara, bu yıl 29 Ağustos Cumartesi günü olduğunun müjdesini verdikten sonra meraklıları için yörelere göre aşure tariflerini de buraya bırakıyoruz. Afiyet olsun! 🙂